Bulancak sahil yolunda ilerlerken burnunuza çalınan o iştah açıcı odun ateşi kokusu, bir seyyahı menziline ulaştıran en sadık rehberdir. Bulancak Yavuz Pide, sadece bir lokanta değil; Karadeniz’in fırın kültürünün, ustalığın ve sadeliğin birleştiği bir lezzet durağıdır.
İşte bir seyyahın damağından Yavuz Pide notları:
Yavuz Pide’ye girdiğinizde sizi karşılayan ilk şey, o devasa taş fırının sıcaklığıdır. Bir seyyah için buradaki en büyük görsel şölen, hamurun ustaların elinde bir kağıt gibi açılıp, odun ateşinin harlı aleviyle buluşmasıdır.
Görsel Estetik: Pidenin üzerindeki o altın sarısı tereyağı süzülürken, fırından yeni çıkmış hamurun üzerindeki çıtırtılar, adeta bir lezzet tasarımının en doğal halidir.
Geleneksel Ustalık: Modern dünyanın dondurulmuş gıdalarına inat, burada her şey “o an” ve “elde” hazırlanır.

Bir seyyah, yediği yemeğin arkasındaki coğrafyayı arar. Yavuz Pide’de kullanılan malzemenin yerelliği, her ısırıkta kendini hissettirir.
Kıymalı ve Kuşbaşılı: Etin seçimi ve kavrulma derecesi, Karadeniz’in yaylalarından süzülüp gelen bir rayihaya sahiptir.
Peynirli (Giresun Usulü): Bölgenin o meşhur taze peyniri eridiğinde, ortaya çıkan doku ve uzayan kıvam, bir seyyahın not defterine “mutlaka denenmeli” olarak geçer.
Tereyağı: Üzerine gezdirilen o son dokunuş, pidenin ruhunu tamamlayan, onu sıradan bir hamur işinden ayıran bir imza gibidir.

Caminin ve denizin hemen yanı başında yer alması, Yavuz Pide’yi stratejik bir durak haline getirir.
Atmosfer: Bir yandan taze pidenizi yerken, diğer yandan Karadeniz’in maviliğine bakmak, seyyahın yorgunluğunu alan en güzel ödüldür.
Hız ve Samimiyet: Karadeniz insanının o pratik zekası ve hızı servise yansır; samimi karşılama ise kendinizi o topraklara ait hissettirir.
Eğer vaktiniz varsa, pidenin yanına mutlaka buz gibi bir ayran isteyin ve pidenin o çıtır kenarını tereyağına banarken dışarıdaki dalga seslerini dinleyin. Bulancak’ın ruhu, tam olarak o çıtırtıda ve o kokuda saklıdır.