Şıh Mustafa Efsanesi

Akkoyunlu padişahı 40 atlısıyla birlikte Şebinkarahisar’a giderken Şıhlar köyüne uğramış. Bu sırada Şıh Mustafa yol üstünde bulunan tarlasında çift sürüyormuş. Padişah yanındakilerle birlikte Şıh Mustafa’nın yanına vararak selâm verip, “Kolay gelsin, ürünün bereketli olsun ya Şıh Mustafa” der.
 
Şıh Mustafa “Hoş geldin devletlu padişahım.” deyince, padişah, “Benim padişah olduğumu nereden bildin?” der. O da “Siz benim Şıh Mustafa olduğumu nasıl bildiyseniz ben de öyle bildim.” der.
 
Padişah ve kırk atlısı atlarından inerler. Padişah, Şıh Mustafa’ya, “Biz ve atlarımız açız. Bizi ve atlarımızı doyuracaksın.” der.
 
Şıh Mustafa tarlaya ektiği tohum torbasından bir avuç arpa alıp, kırk atı tek tek yemler. Avucunda artan yemi de tekrar tohum torbasına koyar.
 
Padişah kendileri için de yemek ister.
 
Şıh Mustafa yanında bulunan oğlundan hemen evinden el değirmeni ile ekmek sacını ister. Ekmek sacı ve el değirmeni geldikten sonra bir avuç arpayı sacın üzerinde kavurur. Kavurduğu arpayı el değirmeninde çekerek helle denilen bir un çorbası pişirir. Çorbayı üç dört kişilik bir kapta yapmasına rağmen, kırk kişiye yeter de artar bile.
 
Yemekten sonra Akkoyunlu padişahı “Tanıt kendini ya Şıh Mustafa” der. Şıh Mustafa yanında duran mereğe (ot yığını), “Dön ya merek!” der ve merek dönmeye başlar. “Dur ya merek!” der, merek durur. Bu olaydan sonra burası “Dönme Merek” diye anılır.
 
Şıh Mustafa’nın bir evliya olduğunu gören Akkoyunlu padişahı “İste benden ne istersen ya Şıh Mustafa” der. Bunun üzerine Şıh Mustafa Şıhlar köyünün kendisine verilmesini ister. Padişah da “Bundan sonra Şıhlar köyü Şıh Mustafa’nındır.” diyerek bu köyü Şıh Mustafa’ya verir.

You may also like...

Bir Cevap Yazın