YUSUF’UN RÜYADAN TAŞAN MÜCADELESİ! « Bulancak Ajans

2 Ağustos 2021 - 22:43

FERDA AKGÜL (Sabrın Hududu) http://bulancakajans.com , http://fatihhaber.com , http://giresungazete.net ve günlük ulusal yayın yapan http://oncevatan.com.tr da köşe yazarı e-posta adresi: akgulgida@hotmail.com

Ferda AKGÜL

YUSUF’UN RÜYADAN TAŞAN MÜCADELESİ!

En kıymetlileri yani kardeşleri tarafından kıskanılan ve kuyuya atılan, sonrada Mısır’a sultan olan Yusuf peygamberin örnek mücadele hayatını Kur’an sadece hikaye olsun diye anlatmış olabilir mi?

YUSUF’UN RÜYADAN TAŞAN MÜCADELESİ!
Son Güncelleme :

22 Haziran 2021 - 21:34

YUSUF’UN RÜYADAN TAŞAN MÜCADELESİ!
En kıymetlileri yani kardeşleri tarafından kıskanılan ve kuyuya atılan, sonrada Mısır’a sultan olan Yusuf peygamberin örnek mücadele hayatını Kur’an sadece hikaye olsun diye anlatmış olabilir mi?
Bu sure öyle bir sure ki mukatta harfleri ile başlar ve ‘’İşte bunlar sana o açık seçik kitabın âyetleridir, Muhakkak ki, biz onu anlayasınız diye Arapça bir kitap olarak indirdik.’’ diye devam eder.
Anlayasınız diye Arapça indirdik ayetinin akıl ile sağlayını yapamayan kimseler kitabı sadece Arapça anlamak gerekliğine inansalar da bizi asıl ilgilendiren bizim bildiğimiz dildirdir.
Türklere gelmiş olsa Türkçe kitap olacağını hemen anlamak gerekliliktir ki o yüce kitap tüm evrenin kurtuluş reçetesi olarak tüm akıl sahibi, eşrefi mahluk olan insanlığa gelmiştir.
Zira, Arapçasını anlayanın bile kafa yormadığı bu kitaba mutlak kara yormak gereklilik olmuştur.
(Örneğin; dili Arapça olan ve sömürüye teslim olan Arap oligartlar)
Bu tartışma sadece Kur’an için değil tüm kutsal kitaplar için uzun süre yapılmış, Hristiyan dincilerde İncil’in asıl metninin çevirisinin yapılmaması için mücadele etse de en sonunda akıl galip gelmiş ve ülkemiz Türkiye’de bile Türkçe İnciller ücretsiz kol gezmektedir.
Ancak biz meselenin o kısmında değiliz
Elimizde öyle bir kaynak var ki, anlaşıldığı takdirde tüm insanlık, siyasi, ekonomik, sosyal ve hukuki kurtuluşa erecek.
İşte bu nedenle makalenin girişine Yusuf peygamlerle girdik ve dedik ki çile örneği hayatı mücadele ile geçmiş peygamberin onurlu mücadesini Allah sadece hikaye olsun diye mi anlattı?
Kardeşlerinin kuyuya atıp sonra, “kurtlar yedi” dedikleri ve gömleğiyle kan getirdikleri organize yalanları Kur-an hikaye olsun diye mi anlattı?
Yusuf’un kralın eşini (Züleyha) reddedip ayrılırken gömleğinin arkadan yırtılmasında ki hikmeti ‘’kadının beyanı esastır’’ diyenlere inat, kadının dediklerine değil “gömlek arkadan mı, önden mi yırtıldığına bakın” hikmetini hikaye olsun diye mi anlattı?
Ve günümüzde bizi ilgilendiren öyle bir gerçek var ki tüm çıplaklığı ile önümüzde dururken asla dönüp bakmak istemiyoruz.
Daha geçen aylarda ramazan ayında hatta her zaman Yusuf suresi ve Kur-an, bizzat TRT tarafından bile okundukça okundu ve üzerinden dünyalık kazanç bile sağlandı.
Okuyanlar ‘’sevap’’ aldı okutanlar izlenme oranı aldı.
Kazan-kazan sistemi Kur-an üzerinden bile hayata geçirildi.
Üstad NEYZEN’in dediği gibi “harfi med-di yular ve kolan edenler” boğanlarında yularla ve kolanla alfabe dersi verdiler ama kimse Kur-an aklı ve ahlakını konuşmadı.
Şurada şu kadar çekler, burada bu kadar çekler inler havada uçtu.
Sonra bu çekler, cebe hamili çek olarak indi mi?
Birkaç sene öncesiydi “Kur-an üzerinden ses yarışması yapılıp magazinleştirilecek kitap değildir” diyen bir aydın bilim insanı çıktı ve hemen görevden alındı.
Onu da bu vesile ile saygı ile analım
Neyse konumuz o da değil.
Kuyudan köle pazarına, köle pazarından devlet başkanının sarayına, devlet başkanının sarayından Mısır’a sultan alan bu mücadele örneği peygamberin Mısır’da altına imza attığı bir başarısı daha var ki söz konusu zamanda onun rüya yolu ile yaptığını şimdi insanlık bilimle yapıyor ve ayrıca o rüya üzerine de bilimsel makale yazacak bilim adamlarının da çalışması gerekir.
Nasıl rüyadır?
Yoksa bizim bu günlerde yazıp konuştuğumuz, tarım, toprak, tohum diye tekrara düştüğümüz sayıklamalar mıdır?
Yusuf’un zindan hayatında yaptığı rüya yorumlarının saraya ulaşması üzerine, -ki bu yöntemi de Yusuf keşfetmiştir.
Şimdi şu ayetleri ara vermeden yazalım ki hakikat daha açık olsun…
Yusuf Suresi:
36 – Zindana onunla birlikte iki delikanlı daha girdi. Birisi dedi ki: “Rüyada kendimi şarap sıkarken gördüm”. Öteki de dedi ki: “Ben de başımın üstünde ekmek taşıdığımı, kuşların da ondan yediğini gördüm. Bize bunun yorumunu haber ver. Çünkü biz seni iyilik edenlerden görüyoruz.”
 
37 – Yusuf dedi ki: “Size yiyecek olarak verilecek bir yemek gelmeden önce onun tabirini size bildiririm. Bu, Rabbimin bana öğrettiği ilimlerdendir. Çünkü ben Allah’a inanmayan ve ahireti inkâr eden bir kavmin dinini terkettim.”
 
38 – “Atalarım İbrahim, İshak ve Yakub’un dinine uydum. Bizim, Allah’a hiçbir şeyi ortak tutmamız olmaz. Bu, bize ve insanlara Allah’ın bir lutfudur. Fakat insanların çoğu şükretmezler.”
 
39 – “Ey benim zindan arkadaşlarım! Ayrı ayrı birçok tanrılar mı daha hayırlı, yoksa herşeye hakim ve galip olan bir tek Allah mı?”
 
40 – “Sizin Allah’ı bırakıp da o taptıklarınız, sizin ve atalarınızın uydurduğu birtakım isimlerden başka bir şey değildir. Bunlara tapmanız için Allah hiçbir delil indirmiş değildir. Hüküm ancak Allah’a aittir: O, size, kendisinden başkasına tapmamanızı emretti. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.”
 
41 – “Ey benim zindan arkadaşlarım! Biriniz efendisine yine şarap sunacak. Diğeri de asılacak, kuşlar başından yiyecekler. İşte öğrenmek istediğiniz iş böylece halloldu.”
 
42 – Yusuf, hapisten kurtulacağına inandığı o ikiden birine dedi ki: “Beni efendinin yanında an”. (Benden söz et ki, beni kurtarsın). Fakat Şeytan, ona, efendisinin yanında anmayı unutturdu. Bu yüzden Yusuf, daha yıllarca zindanda kaldı.
 
43 – Bir gün melik (hükümdar) dedi ki: “Ben rüyamda yedi cılız ineğin yedi semiz ineği yediğini ve yedi yeşil başakla yedi kuru başak görüyorum. Ey ileri gelenler! Siz rüya tabir edebiliyorsanız benim bu rüyamın tabirini bana bildirin.”
 
44 – Dediler ki: “Rüya dediğin şey karmakarışık hayallerdir. Biz ise böyle karışık hayallerin yorumunu bilemeyiz.”
 
45 – O ikiden kurtulmuş olanı nice zamandan sonra hatırladı da dedi ki: “Ben size o rüyanın tabirini haber veririm, hemen beni gönderin.”
 
46 – “Ey Yusuf, ey doğru sözlü! Bize şunu hallet: Yedi semiz ineği, yedi cılız inek yiyor. Ve yedi yeşil başakla diğer yedi kuru başak. Umarım ki, o insanlara doğru cevap ile dönerim, onlar da (senin kadrini) bilirler.”
 
47 – Dedi ki: “Yedi sene eskisi gibi ekeceksiniz, biçtiklerinizi başağında bırakınız, biraz yiyeceğinizden başka. “
 
48 – “Sonra onun arkasından yedi kurak sene gelecek, önceki biriktirdiklerinizin biraz saklayacağınızdan başkasını yiyip bitirecek.”
 
49 – “Sonra da onun arkasından yağışlı bir sene gelecek ki, halk onda sıkıntıdan kurtulacak, (üzüm, zeytin gibi mahsülleri) sıkıp faydalanacak.”
……ve depolar dolduruldu.
Yusuf’a tabi olanlar açlık ve sefaletten kurtuldukları varken dünyanın geriye kalanına yardımcı oldular!
Kur-an bu hakikati bize neden anlattı.?
Kimin kafir, kimin müşrik, kimin cennetlik, kimin cehennemli olacağına karar verme yetisinin elinde olduğunu sanan sefil dinci:
Devlet erkanı karşında vaazında bu hakikatleri konuşman gerekirken, sen neden hedef şaşırttın.?
Neden?
Asıl gaye hakikati anlatmak mı, yoksa tanrıcılık oynamak mı?
Sen kimin son nefesinde ne yaşadığını nerden biliyorsun.
Sen tanrı mısın?
Efendiler:
Evrende tarım arazilerini satın alan bilgisayar yazılımcısı, sizce bu ayetlerden habersiz olabilir mi?Ya da sizce neden tarım arazileri satın alıp, tedbir alıyor…
Evren’de büyük bir kıtlığın susuzluğun baş göstereceğini anlamak için ne Yusuf olmaya, (-ki isteseniz de olmazsınız ancak gösterdiği ufka bakarsınız,) ne de rüya görmeye gerek yok.
Bu gerçeği bize Allah, bilimle haber veriyor?
Depolar dolu mu?
Bırakın Ahmet’in, Mehmet’in, Sedat’ın filmlerini izlemeyi…
Depolar dolu mu?
Depolar….
Depolarımızı dayanıklı tüketim malları ile doldurduk mu?
Çölün ortasında içine taze et dahi koysan bozulmayan ve onu koruyanı Mısır Piramitlerinin bir adının da Yusuf depoları olduğunun gerçeğinde ki hikmeti hiç düşündük mü?
Kimse sizden mısır piramitleri gibi depolar yapmanızı beklemiyor ki zaten istesenizde yapamazsınız, benzeri depolarda dayanıklı gıda mallarımız dolu mu?
Devlet idareciliği kriz şartlarında yapılırsa ve krize hazırlık yapılırsa güzeldir.
Yoksa yaptığınız kendinize göreli adaletli kanunlarınızla ve polisiye tedbirlerle devleti idare etmek herkesin bir becereceği iştir!
Doğru yolda olana selam olsun!

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.